Irak çayı
Çay, abartısız, Irak'ta toplumsal hayatın merkezinde duran bir unsur. Irak'ta çay içmek sıradan bir beslenme alışkanlığının ötesine geçiyor ve sabahın ilk saatlerinden gece geç saatlere kadar insanlara eşlik eden bir ritüele dönüşüyor. Kendine has tadı, hazırlanışı ve servisi Irak çayını komşu ülkelerdekinden biraz ayırıyor.

Irak'ta çayın kökeni ve tarihi
Irak'ta çay tüketiminin tarihi, Asya'nın diğer bölgelerine kıyasla oldukça yeni. Kahve yüzyıllar boyunca Arap dünyasına hâkim olurken, çay ancak 19. yüzyılda ve 20. yüzyılın başında hızla yayılmaya başladı. Bu süreçte İngilizlerin bölgedeki varlığı ve Hindistan ile Seylan'la (bugünkü Sri Lanka) kurulan ticaret ilişkileri belirleyici oldu. Ticaret yollarını elinde tutan İngilizler, çayı ülkenin güneyindeki Basra limanına getirmeye başladı. İçecek oradan hızla Bağdat'a ve diğer vilayetlere yayıldı. Iraklılar bu yeni içeceği çabucak benimsedi ve kendi damak tadına göre uyarladı. Bugün Irak dünyanın en büyük çay ithalatçılarından biri, çayın büyük bölümü de Sri Lanka'dan geliyor.

Hazırlanışı ve kendine özgü yanları
Irak çayı, kendine özgü koyuluğunu ve aromasını veren bir yöntemle hazırlanıyor. Çay yapraklarının üzerine tek seferde sıcak su dökülen alışıldık yöntemin aksine, Iraklılar tıpkı Türkiye ve İran'da olduğu gibi çoğu zaman çift demleme yöntemini kullanıyor, ama birkaç farkla. Temelde dökme siyah çay, çoğu zaman da Seylan çeşidi kullanılıyor. Çay iki kapla, genelde üst üste yerleştirilen bir çaydanlık ve bir demlikle (semaver mantığı) hazırlanıyor ya da koyu konsantre doğrudan ateşin üzerinde kaynatılıyor.

Her şey, alttaki büyük çaydanlıkta suyun kaynatılmasıyla başlıyor. Küçük demliğe bol miktarda çay yaprağı konuyor ve birkaç kakule kapsülü ekleniyor. Kakule, Irak çayı için son derece önemli bir malzeme; çaya başka hiçbir şeye benzemeyen bir koku veriyor. Bana kalırsa Irak çayında kakule pek belli olmuyor, bu da çok hoşuma gidiyor. Kakule bütün ya da ezilmiş olarak kullanılıyor ve tadı ile kokuyu yalnızca hafifçe değiştiriyor (bana göre gül tadı). Kakuleli yaprakların üzerine kaynar su dökülüyor ve kısık ateşte, çoğu zaman alttaki çaydanlığın üstüne yerleştirilerek demleniyor; böylece sıcak kalıyor ama fokur fokur kaynamıyor. Sonuçta çok demli, kapkoyu ve acı bir konsantre elde ediliyor.
Servis sırasında bu konsantrenin bir kısmı istikan denen küçük bardağa dökülüyor ve misafirin damak tadına göre sıcak suyla açılıyor. Ama bu her zaman böyle olmuyor; tek demlikte hazırlanan çaya da rastlayabilirsin.

İşin asıl kilit adımı tatlandırma. Irak çayı inanılmaz miktarda şekerle tatlandırılıyor. Şeker ya demleme sırasında doğrudan çaydanlığa ya da daha sık olarak çay doldurulmadan önce doğrudan bardağa atılıyor. Şeker o kadar çok ki çoğu zaman erimiyor ve bardağın dibinde gözle görülür bir tabaka oluşturuyor. Bu aşırı tatlılık, demli siyah çayın ve tanenlerin doğal acılığını dengeliyor. Batıdan gelen birçok ziyaretçi için bu kadar tatlı bir çay şaşırtıcı olabilir; benim için de Irak çayı hayatımda içtiğim en tatlı çay.

Türkiye ve İran'la karşılaştırma
Irak çayı, Türkiye'deki ya da İran'daki çayla benzer bir toplumsal işlev görüyor, ama arada ince nüanslar var. Türkiye'de çay sade içiliyor, içine bir şey katılmıyor. İran çay kültüründe ise çay çoğu zaman ağza alınan bir kesme şekerin arasından yudumlanıyor. Irak çayını özel kılan şey tam da kakulenin doğrudan demlemeye katılması ve aşırı şeker miktarı.
Çayın Irak'taki toplumsal önemi çok büyük. İkram edilen bir bardak çayı geri çevirmek, ev sahibinin gözünde hakaret ya da nezaketsizlik sayılabiliyor. Çayhaneler geleneksel olarak erkeklerin alanı; burada siyaset, ticaret ve günlük hayat konuşuluyor. Evlerde ise kadınlar her yemekten sonra ve her ziyarette aile ve misafirler için çay demliyor.
İstikan bardağı
Irak'ta çay içmenin ayrılmaz parçası, çayın servis edildiği "istikan" bardağı. Bu terimin ilginç bir etimolojisi var. Bir teoriye göre kelime, İngiliz askerlerinin kullandığı "East Tea Can" (doğunun çay kutusu) ifadesinden geliyor, ama dilciler daha çok kelimenin kökeninin Rusçada (stakan - bardak) ya da Farsçada olduğu görüşüne yakın duruyor. İstikanın beli daralan kendine özgü bir biçimi var; bu biçim hem içeceği sıcak tutmaya yardımcı oluyor hem de bardağı üst kenarından rahatça tutmanı sağlıyor. Bardak her zaman küçük bir tabakla, çoğu zaman da şekeri karıştırırken bardağın çeperlerine çarpıp kendine has bir tıngırtı çıkaran küçük bir kaşıkla servis ediliyor. Bu ses Irak çayhanelerinde her yerde duyuluyor.

Irak, İran ya da Türkiye gibi ülkelerde çay yudumlamaya seve seve bolca vakit ayırıyorum. Doğrusu bu, benim için yolculukta yapılabilecek en keyifli şeylerden biri. Sokak çayhanelerinden birine oturup çay söylemek ve etrafta olan biteni izlemek yeterli. Hem dinleniyorsun hem de dili bilmesen bile yerlilerle rahatça iletişim kuruyorsun; üstelik hiçbir yere yetişmek zorunda değilsin. Benim için çay içmek, bir ülkenin havasını biraz farklı bir açıdan tanımanın ideal yolu.
Irak'ta bir bardak çay 250 IQD (0,15 EUR), ünlü çayhanelerde ise bunun iki katı, 500 IQD (0,30 EUR).
Sağlığına!